14 Mayıs 2014 Çarşamba

"çizmelerimi cıkarayım mı!"

bu acıya ne denir, 
ne yazılabilir ki..

1800lerin ingiltere sinden bahsediyor basbakan, sorumluların hıc bırı elini tasın altına koymuyor, istifa etmek bir yana, madende ölümü mesrulastırmaya calısıyorlar.. 
“bu kadar onursuz, haysiyetsiz ve vicdansız nasıl olunur”u okuyor, izliyoruz 2 gundur..

benım ciğerim yanıyor, içim paramparca,
yarım yamalagım..

“çizmelerimi cıkarayım mı” dıyor madenci kardeşim komur karası gozleri kıpkırmızı, kan kırmızı acı ve korkuyla bezeli..

“çizmelerimi cıkarayım mı”..

11 Mart 2014 Salı

ahh Berkin..

Bu sabah, ben uyurken gitmişsin güzel kardeşim..
Memleket uyurken bakkala gittiğin, dönmediğin, dönemediğin gibi..
Oyle masum, oyle güzel gitmiştin oysa..
Salt ekmeğinin peşinden giden yüzlercesi gibi..

Bir kez daha gülümseyemeden güzel gözlerinle,
Kara gözlerini kaldırıp bize bakamadan,
Sasıramadan memleketin haline,
Derslerinden geçemeden, kalamadan belki..
Sevdalanamadan..
Gittin..

21 Ocak 2014 Salı

büyüdüm..

“büyüyünce babamla evlenicem!” diyen küçük kız çocuklarındandım ben de..
Kulaga cok sıradan geliyor değil mi?
ve, evet, cok sıradan..
cok masum..

ve, evet;
babam, ben henüz 10 yasımdayken evden uzaklaşmaya başlayıp,
ben 12 yaşımdayken, benden sadece dokuz yas büyük bir başka kadınla,
başta annemi belki,
ama özünde benim çocuk ruhumu aldatana kadar da, o kadar masumdu..

16 Ocak 2014 Perşembe

zaman..

zaman diye bir sey hem var, hem yok aslında..
ve hayat hem kısa, hem uzun..
ve yarın..
belki var, belki de yok..
kimbilir..

yaşarken, butun hayatımızın en buyuk acısı sanıyoruz ya başettiklerimizi 
ve “zaman bir geçse!” diyoruz ya, “ah! Bir geçse..!”
işte, tam da o an, tam da aynı yerde belki;
bir başkası butun hayatının en büyük mutluluğunu yaşadığını varsayıyorken, 
ve belki de hakikaten öyle iken, 
o an “zaman dursa!” diye mutluluk çığlıkları ile şükrediyor evrene..
oysa, yelkovan aynı hızla adımlıyor akrebe hep..
ve zaman;  sana, bana, ona hep farklı işliyor..
ama hep içimize işliyor.. 

10 Ocak 2014 Cuma

Güven – me!

“Babana bile güvenmeyeceksin bu hayatta” düsturuyla yetişip,
babana bile güvenemeyeceğini sahiden öğrenmiş olsan da,
ve "kimseye güvenmiyorum zaten" diye oyalarken kendini hala,
tüm bu orta yaş beylenmelerinin arasında,
aslında herkese ve hala güvendiğini farkediyor insan..
yine ve hala ve her seferinde..

güvenmeden yaşayamazsın sanıyorsun çünkü..
ve yasayamazsın da aslında..

9 Aralık 2013 Pazartesi

düş..

ıssız bi adaya düşsem istiyorum..
ama öyle paldır küldür değil, tüy iner gibi..

ya da,
ağaçtaki son kurumuş yaprağın, soğuk bir kış sabahı hüzünle düşüşü gibi..

düşsem..

"düş" sem..




6 Aralık 2013 Cuma

salt ve sade..

Bir 'adam'ın tipi, kariyeri, parası ile değil; benim için ne yaptığı, ne yapmaya hazır ve gönüllü olduğu, ben hiçbiryerlere sığamazken, beni hem kolunun altına, hem de yüreğine sığdırmaya ne kadar meyilli olduğu ile ilgileniyorum daha ziyade, ki gerisinin aslında ne kadar gelip geçici ve değersiz olduğunu öğrenecek kadar büyüdüm.. 

yine de, 
hani o gözünden de öte, yüreğinin gördüğü gibi olmuyor ya bazen, 
işte o fena..
hani, her ne sebeple olursa olsun, 
samimiyetini, 
güvenini, 
dahası inancını yitirince fena..